Bir zamanlar
Bir zamanlar bir bahçede uyanmış ama orasının bir bahçe olduğunu kavrayamamıştınız sadece. Size o yerin bir çöl olduğu söylenmişti, büyük ve sık bir orman ya da boş bir tarla veya bir savaş alanı olduğu söylenmişti ve siz de etrafta gezinmiştiniz. Hatta orada kendinizi kapana kısılmış gibi bile hissetmiştiniz. Böyle bile hissetseniz güneş vardı orada. Gökyüzü vardı. Ve seyredip içinde yüzmeniz için masmavi bir deniz vardı.
İçinde yaşadığınız dünya sizin algılamanıza istinaden değişmiştir. Evet, dünya nereye baktığınıza, bakmak için neyi seçtiğinize tabiidir. Dünya neye baktığınıza ve bundan ne anlam çıkardığınıza istinaden değişecektir. Dünya ona ne anlam verdiğinize istinaden hareket etmiştir. Düşünceleriniz dünyayı bugün göründüğü şekle getirmiştir.
Aslında dünya istediğiniz her şekilde olabilir.
Görüyorsunuz canlarım düşüncelerinizle dünyayı kandıramadınız. Tıpkı borsa gibiydiniz ve dünya da sizin düşüncelerinizle birlikte yükselip alçalıyordu. Elbette ki dünya sadece sizin düşüncelerinizle idare olmadı lakin her halükarda sizin düşüncelerinize istinaden çirkinleşip güzelleşti o.
Hayat dahilinde herkesin kendi dünyasında yaşadığı doğrudur. Bunu zaten biliyorsunuz; çünkü sizin için bir gün harikulade diğer bir gün ise karanlık görünebilmektedir ve bunların hava koşullarıyla bir ilgisi yoktur. Düşünceleriniz dünyanın nasıl göründüğünü belirleyen bir sihirli değnek gibidir. Düşüncelerinizden de öte hisleriniz ve siz dünyanın termostatı durumundasınız.
Dünyanın daha iyi bir yer olmasını istediğinizi biliyorum. Bunu düşüncelerinizle gerçekleştirin. Vizyonunuz dahilinde yeni bir dünyaya start verin. Mükemmel dünyayı resimleyemeyebilirsiniz lakin dünyanın bir resmini yapmış olursunuz. Başlangıç için bir resim yapmış olursunuz. Sonrasında da farklı bir tane yapabilirsiniz. Güneşi içeri alırsınız. Zihninizdeki gölgelerin arasına sızmasına izin verirsiniz. Düşünceleriniz dünya için birer armağan olsun.
Dünyayı aktarılan haberler aracılığıyla gözlemlemeniz ve bu haberleri türetmeniz gerekli değil. Hakkında düşünebileceğiniz milyarlarca ve trilyonlarca başka şey var. Nasıl düşündüğünüz ve neyi düşündüğünüz dünyanın kaderi haline gelir. Geleceği yazarsınız.
Zihninizde neondan bir tabela oluşturun, şöyle ışıldasın o:
“Her şey iyi. Her şey harikulade. Bugün verecek iyi haberler var. Onları ben vereceğim. Gazete başlıklarına bakıp kafamı sallamayacağım. Haberleri tasdik edip onlara destek vermeyeceğim. Haberlere “Tüh, tüh, tüh” deyip dünyanın sorunlarını tekrarlamayacağım. Bu kafamı kuma gömdüğüm anlamına gelmez. Sadece dünyayı layık olduğu şekliyle inşa ediyorum ben.”
“Işıldayan haberlerin yaratıcısıyım ben. Etrafa yayılan haberlere kulak asmayacağım artık. Geçirdiği ameliyat hakkında konuşan bir arkadaşımı dinlemek zorunda olmadığım denli dünyanın hastalıklarını da dinlemek zorunda değilim. Bu detaylara niçin ihtiyacım olsun ki? Bu detayların doğruluğunun bana, arkadaşıma ya da dünyaya ne faydası var?”
“Dünyayla ilgili şu haberleri vereceğim ben: ‘Tanrı tüm kainatı ve orada bulunan herkesi, her şeyi sever.’ Bu bir skandaldan da daha doğru değil midir?”
“Geçmişte bir kitap okumuş ve sonrasında kendi kitabımı yazmaya karar vermiştim. Yazdığım kitap hayatımdı aslında. Dünyada hareket ettikçe dünyanın kitabını yazıyordum ben. Dünyada yol alıyor ve onu düşüncelerimle dokuyordum. Düşüncelerimi istediğim her şekilde oluşturabilirim ve böylelikle artık düşüncelerimi ve dünyayı hepimiz için harikulade kılabilirim.”
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/bir-zamanlar.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

