Heaven #3805 Tanrı sizi dinlesin istiyorsunuz
Heaven #3805 Tanrı sizi dinlesin istiyorsunuz
Tanrı dedi ki:
Tanrı’yı dinlemek iyi bir fikirdir. Siz Tanrı sizi dinlesin istiyorsunuz. Dinleyemediğinizde, Tanrı’nın sizin için ne yapması gerektiğine yönelik olarak önceden bir hükme sahip olduğunuzda kulaklarınızı kapıyor, ağzınızı açıyorsunuz. Hala sevginin kanıtını arıyorsunuz. Öyleyse aradığınız sevgi siz olun. Kabul edilmeyi, onaylanmayı arıyorsunuz. Bu durumda siz kabul edin.
Tanrının anlamasını istiyorsunuz. Tanrı ise sizin anlamanızı istiyor.
Kendi iradenizi Tanrı’ya empoze edemezsiniz. Elbette ve de anlaşılır bir şekilde ne isterseniz onu istersiniz siz. İstemek arzu etmek başka şeydir, Tanrı’nın sizin istediğiniz, arzu ettiğiniz şekilde hareket etmesi konusunda ısrar etmek başka şeydir.
Tanrı sizin mesuliyet almanızı istiyor. Siz Tanrı mesul olsun istiyorsunuz. Siz haklı olmak, Tanrı’nın da hatalı ve haksız olmasını istiyorsunuz. Her şeye gücü yeten olmak ve kendi aklınız, bilgeliğiniz doğrultusunda Tanrı’ya ders vermek istiyorsunuz.
Burada Kendimden üçüncü kişi olarak bahsediyorum çünkü meseleleri kişisel aldığımı düşünmenizi istemiyorum. Bu benim kırılmam, gücenmemle ilgili bir mesele değil. Bu sizin dinleme ve ileriye gitme konusundaki beceriksizliğinizle ilgili bir mesele. Eğer sütü yerlere döktüyseniz orada durup da bunu Benim temizlememi beklemeyin. Takılıp düştüyseniz orada yatıp da sizi kaldırmamı beklemeyin. Elleriniz belinizde orada durup da sizin iradenize göre hareket etmem için ısrar etmeyin. Eğer Tanrıysam sizin dediğiniz gibi yapmak zorunda olduğumu söyleyerek durmayın orada öyle. Ne yapmam gerektiğini söyleyerek beklemeyin öyle. Eğer Benden daha iyisini biliyorsanız o zaman kendi durumunuzu da yoluna koymaya muktedirsinizdir. Durumunuz ise ne yapmam gerektiğini kafanızda bir güzel sabitlemiş olmanız ve Benim size söylediklerimi işitememenizdir. Duymaya istekli değilsiniz. Kulaklarınızı kapatıyorsunuz siz.
Ben size sık sık kendi büyüklüğünüze, yüceliğinize teslim olmanızı söylüyorum. Büyüklük de yücelik de kendi tevazularını beraberlerinde taşırlar. Egonuzdan vazgeçin. Benimle yürüyün. Beni itmeyin. Dürtelemeyin. Benden daha iyi bildiğiniz düşüncesiyle kendinizi kandırmanız mı gerekiyor?
Sorumluluk almak sizin için taşıyamayacağınız kadar ağır bir yük mü? Sorumluluk almak kötü çocuğun kılığına bürünmek anlamında değildir. Burada yanlıştan ve dorudan bahsetmiyoruz. Ne yapabileceğinizden bahsediyoruz. Yapabileceğiniz ilk şey dinlemektir. Sizi dinlemekten alıkoyan o bariyerleri indirin. Bozuk bir plak gibisiniz. Tekrar tekrar aynı kısmı çalıyorsunuz. Kendi sözünüz geçsin istiyorsunuz. Bir hakemmiş gibi topu Benim önüme atıyorsunuz. Zaman zaman Benim antrenörüm olmak istediğinizi düşünüyorum.
Elbette ki istediklerinizi istiyorsunuz. Siz insansınız ve insanlar istediklerini isterler. Ancak bu sanki de arabayı atın önüne koşuyormuşsunuz gibi görünüyor.
Canım Benim, Beni eğitimden geçiremezsin. Bana buyruklar veremezsin. Yöntemlerimdeki hataları bana gösteremezsin.
Yapman gereken zorlu tercihler olabilir. Ancak bunlar sizin vermeniz gereken kararlardır. Taşımanız gereken yükleri, o sıcak patatesleri yakalamam için Bana atmanız size bir fayda sağlamaz.
Sizin vermeniz gereken kararlar vardır. Harekete geçmek zorundasınız. Dokuduğunuz kumaştaki tek bir ilmeği değiştirin ki hayatınızın tüm şekli değişsin. İnatla reddederek, karşı çıkarak nereye varıyorsunuz acaba? Başladığınız yere. Yapmanız gereken değişimler var. Bunlar size ait. Yakınarak ve bekleyerek sadece orada oturup duramazsınız. Vuruş sırası sizde. Fark yaratma sırası sizde. Bunu yapabilirsiniz.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

