Heaven #3760 Eski eşyalar önünü tıkarken kalbiniz nasıl yol alsın?
Heaven #3760 Eski eşyalar önünü tıkarken kalbiniz nasıl yol alsın?
Tanrı dedi ki:
Kalbiniz kullanmadığınız ıvır zıvır şeyleri depoladığınız bir oda değildir. Kalbiniz hiç de depolama amaçlı değildir. Kutuları, kullanmadığınız şeyleri yığmayın kalbinizin içine. Bu eski birikintilerden yana boşaltın onu. Toz toplar onlar. Orada durur ve yolunuzu kapatırlar.
Hayat dahilinde sıçramalar yapmak arzusundasınız. Dolayısıyla yolunuzun önünde çok fazla şey bulunmasını istemiyorsunuz; üzerinden atlamanız, etrafından dolaşmanız gereken; kalbinizi, Bizim kalbimizi, Bizim Tek ve Güzel Kalbimizi durduran şeylerin önünüzde durmasını istemiyorsunuz. Kalbinizin o berrak sularını bulandırmayın siz.
Çok değerli ve özeldir kalbiniz. Bir yadigardır. Kendisine aittir o. Dahilinde hiçbir şeyin depolanmasını istemez. Kalbinize ait olan tek şey sevgidir. Ne denli gergin bir hale gelmiş olursa olsun, akordu ne denli bozulmuş olursa olsun yeniden akort edin onu. Kalbinizin tüm tellerini sağlamlayın. Bağlantılarını yeniden yapın. Onlara engel olan her şeyi bertaraf edin.
İstediğiniz gibi bir kalbe sahip olma özgürlüğünüz vardır. Sizin ne istediğinizi biliyorum Ben. Tıka basa dolu, ıvır zıvır şeylerin depolandığı sıkışık bir kalp değildir bu. Kalbinizin, çocukluğunuzdan kalan oyuncak ayınız olması gerekmez.
Özgür olmak ister o ve her gün yepyeni olmak ister. Hiçbir şeyi taşıyıp nakletmek istemez; sadece taptaze bir sevgi olmalıdır onun dahilinde. Bayat şeyler değil. Acı şeyler değil. Engelleyen şeyler değil. Sahte şeyler değil. Kalbinizin faydası olmayan, artık kullanılmayan şeyleri taşıması murad edilmez.
Eski eşyalar önünü tıkarken nasıl akıp gidebilir ki o?
Bana gelin şimdi. Tıngırdayarak boş sesler çıkaran her şeyden yana boşaltın kalbinizi. Zaten tekrar tekrar düşündüğünüz şeyleri, yeniden düşünmek hiçbir fayda sağlamaz. Maziden kalan bazı taşları saklamıştınız ve onlara bakmak hoşunuza gidiyor, elinizde evirip çevirmeyi eski hatıraları anımsamayı seviyorsunuz. Siz hatırları aziz tutuyor, aşırı değer veriyor onlara düşkünlük gösteriyorsunuz; hatırlar da sizi kendi esaretleri dahilinde tutuyorlar; ancak hatıraların da mazinin bir parçası olduğunu idrak etmeniz gerekiyor. Bırakın bu hatırlar evinizde beslediğiniz, yanlarından geçerken sevip okşadığınız ama odadan odaya taşımadığınız küçücük yavru köpekçikler gibi olsunlar. Geçip giderken sevip okşayın hatırlarınızı. Onlarla kalmayın. Bu hatıraları yanınızda taşımanız gerekmiyor. Ve eğer sağda solda sizi takip ederlerse başlarını okşayıp bir “hoşça kal” deyin ve muhasebelerini yapmaktan daha başka işleriniz olduğunu anlatın onlara. Geçmişte her ne olduysa geçmişte olmuştur. Çiğnenmiş birer sakızdır hepsi ve artık bunlara boş verme zamanıdır.
Yeni maceralara yer açın. İleri doğru adım atın. Geçmişi ardınızda bırakın. Boş verin artık. Ona takılıp kalmanın bir faydası yoktur. Eğer geçmiş size sıkı sıkıya sarılıyorsa (görünen o ki durum böyledir), siz de geçmişi tekrar tekrar yaşamaya devam ediyorsanız, bunu bilhassa da acı veren bir geçmiş için yapıyorsanız, kupkuru çürük bir dala tutunuyorsunuz demektir. Bugünü, geçmişin sarmaladığı o ambalaj paketinden çıkarın. Geçmişi kendinize yakın tutarak, bugünü kaçırmış ve geçmişi tekrarlamış olursunuz. Geçmiş günler geri gelemez. Onlara yer yoktur artık. Güzel bir geçmiş bile bugüne geri getirilemez. Kalbinizi yıpratmayın. Kalbinizi mazinin içine daldırıp onu tıka basa geçmişle doldurmayın; ki bunu yaptığınızda bugünü de yıkmış olursunuz. Abosa, derdi eskinin kaptanları:Bırak! Ve ileri git.
Dün yol aldığınız gemi artık burada değildir. Geçmişte küreklerini çektiğiniz gün, geçip gitmiştir. Bugün yeni bir gemiyi yeni bir denizde yüzdürün siz. Yeni olun. Geçmişi başa sarmayı bırakın. Geçmişin geçip giden bir şey olması gerekir. Bırakın da geçip gitsin o. Onu hatırlamak için harcadığınız tüm o enerji hayata aksın. Eski bir yemeği ısıtıp durmayın. Yeni malzemelerle taze bir yemek yapın. Sizi geçmişe bağlayan ne vardır ki böyle? Çocuklar gibi oynamanız, hoplayıp sıçramanız ve onu muhteşem kılmanız için sizi davet eden yepyeni koca bir alan dururken önünüzde; geçmişte kalmaya sizi sevk eden nedir?
Çeviren: Engin Zeyno Vural

