Heaven #3720 Altın madenine giriş
Heaven #3720 Altın madenine giriş
Tanrı dedi ki:
Fikirlerinizin %99’a yakını bir yerlerden gelip zihninize saçılmaktadır. En önemlisi ise fikirlerinizin özgün olmadığıdır. Üzerinize yamanmıştır onlar. Başka türlü görmeniz mümkün bile olmamıştır belki. Suçluluk duygusu mesela. Sanki suçluluk duymak bir erdemmiş gibi; acı çekmek, kefaret ödemek bir erdemmiş gibi; suçluluk duygusu size lazımmış gibi bu duygu hakkında ve uzun sürmesi gerektiği yönünde büyük bir şamata sürüp gitmektedir.
Şimdi bildiklerinizi o zaman bilmiyor olmamanızdan başka nedir ki suç? Söyleyin Bana bu kötü bir şey mi? Pişmanlık da aynı şeydir. Pişmanlık da kalbi ve zamanı boşa harcamanın bir başka şeklidir.
Dünyadaki en kötü şeyler ölümden ve hastalıktan başka nedir; yani en azından dünya böyle olduğunu söylemektedir. Ya ölüm de hastalık da düşman olarak değil de dost olarak görülseydi şayet? Ya ölüm bir cezadan ziyade yaşadığınız için verilen bir ödül olsaydı peki? Ya hastalık, sağlıksızlık halini ortadan kaldırıp denge kuran iyi bir doktorsa? Hastalıkların elbette ki sağaltıcı olmaları murad edilir.
Ölüm ise altın madenine giriştir. Ölüm sizi gökkuşağının ötesine taşıyan bir va
gonla yaptığınız gezintidir. Ya ölüme, dahilinde mutlu olunabilecek sıradan bir hadise gözüyle bakılsaydı? Ölüme ruh ve bedenin, sadece ve sadece ruh olmaya yönelik bir mezuniyeti gözüyle bakılsaydı? Ölüme takdir duyulsa ve hatta alkışlansaydı; Azrail’e yenilmek olarak görülmeseydi eğer? Ölüme, daha ziyade belirli bir yolda yürürken sırtta taşınan bir çanta gibi olan hayatın ulaştığı doruk noktası gözüyle bakılsaydı? Ölüm, harekete geçmek üzere hazır olanlara her defasında bir kez verilen bedava bir geçiş bileti, bir nevi vizedir. Bedenler er yada geç ölürler. İnsanı duyuların ötesindeki bir dünyaya götüren o vizeyi ise bir gün herkes alacaktır.
Diğerlerinden ayrılmak gibi bir şey olmasaydı? Cenazelerde ciddi ve vakur bir sesle söylendiği gibi birisi aramızdan ayrılıp gitse bile ölüme yönelik olarak böylesi bir ciddiyet söz konusu değilse ya? Yas tutmak artık dünyada önemli bir şey olmasaydı eğer?
Geride kalan sizleri ölüm henüz ziyaret etmemiştir ve sevdiklerinizin ölümünden dolayı sanki suçluymuşsunuz gibi bir hoşnutsuzluk içinde yaşarsınız. Bedenin ölümü siz sahneye çıkmadan çok önce takdir edilmiştir. Beden sadece bir bedendir sonuçta. Yeryüzü hayatı için bir formül, bir araç olmuştur o. Geride kalan o beden dışında yası tutulacak hiç bir şey yoktur. O sevgili beden nasıl da özel, nasıl da muazzam bir muktedirlik içindedir.
Naaşlar sizin için çok değerlidir. Lakin ne olursa olsun, beden ömrünü tüketmiş bir arabadır. Siz ne olduğunu söylüyorsanız beden sadece odur, fakat er yada geç teslim ettiğiniz bir araçtır o.
Yapraklar ağaçlardan dökülürler. Çocukluk yetişkinliğe erişilince biter. Beden her daim değişim halinde olan bir şeydir. Hiç kimse sonsuza kadar onu himaye edemez ki, öyleyse neden böyle olmasını düşünesiniz? Aslını söylemek gerekirse, bunun ne faydası olsun?
Beden sahte bir idoldür canlarım. Bedeni sevin ama onu mabet haline getirmeyin. Evet, doğru; ruha, o kudretli ruha ev sahipliği yapar beden, ama artık ruh daha başka, daha hoş yerlere, daha yeşil çayırlara gitmiştir. Zamanı sona ermiştir. Böylesine önemli ve büyük bir mesele bedene yüklenmemelidir. Beden sadece bedendir nihayetinde. Bilinen fakat görülmeyen ruhun, geldiği ve aslında hiç ayrılmamış olduğu yere doğru hoş bir veda yolculuğu vardır şimdi. Bir ayrılış asla söz konusu değildir, çember tamamlanmış, tüm düğümler atılmıştır. Bedenin ölümünü bu kadar büyütmek, bu denli gürültü koparmak zorunda değilsiniz. Hayat anlarından keyif alın. Yas tutmayı, suçluluk duymayı, pişmanlığı ve benzer tüm şeyleri bırakın, bunların yerine yaşama hız verin siz.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

