HEAVEN #3032 Tanrı’nın yegane kutsamalarından biri
HEAVEN #3032 Tanrı’nın yegane kutsamalarından biri 14 Mart 2009
Tanrı dedi ki:
Pek çok çeşit kabiliyet mevcuttur. Pek çok çeşit deha mevcuttur. Şimdi size hayatınızda deha
teşkil ettiğiniz, yegane bir deha teşkil ettiğiniz bir alan olduğunu söylüyorum Ben. Bunun ne
olduğunu bilmek zorunda değilsiniz canlarım. Onu tanımlamak zorunda da değilsiniz çünkü siz
osunuz. Onu yaşıyorsunuz. Onun hakkında düşünmeniz gerekmiyor hatta onu bilmeniz bile
gerekmiyor. Bu sözlerime inanabilirsiniz. Dünya Gezegenine bahşedilmiş Benim yegane bir
kutsamamsınız.
Dinleme konusunda yegane bir kutsama olabilirsiniz. Kainatın mırıltılarını dinleyin. Ne diyor o?
Vermek üzere yegane bir armağana sahip olduğunuzu söylüyor o.
Tıpkı Kainattaki her bir gülümsemenin yegane olması gibi siz de yeganesiniz. Elmas madeninden
alınmış özel bir elmassınız. Milyonlarca yıldızın bulunduğu galaksilerden gelen özel bir yıldızsınız.
Olağanüstü bir yıldızsınız. Hiçkimse meydana getiremez sizi, zira Benim nefesimden
yaratılmıştınız.
Biri birine benzeyen ikiparmak izi bile bulunmadığını zaten biliyorsunuz. Kendi yeganeliğinize
neden şaşırıyorsunuz ki? Deha içeren ve size özgü olan özel kabiliyetlere sahip olduğunuza
neden şaşırıyorsunuz? Dehanın çeşitliliği sınırsızdır, tıpkı sizler gibi sınırsızdır o.
Sizi başka hiç kimse tasavvur edemezdi. Hiç kimse. Varoluşunuzu Ben hayal ettim ve
buradasınız işte, öyle ya da böyle Dünyadasınız. Bir şeyleri aramaya devam ediyorsunuz fakat bu
aradığınızın kendiniz olduğunun farkında değilsiniz. Siz zaten bulunmuştunuz canlarım. İçinde
yaşadığınız o Kainatın ta kendisisiniz siz. Hepsi sizin içinizde muhteva.
Dünyadaki tüm o görkem sizin içinizde mevcut. Tüm o saçmalıklar da öyle. Aldığınız tüm o güzel
e-postalar sizsiniz, içi boş spam e-postalar da sizsiniz. Bir alfabe çorbasısınız! Dünyada büyük bir
çeşitlilik var ve siz de o çeşitliliksiniz.
Yapacağınız bir sonraki şey gülümsemektir. Kendi başınıza bir odadaysanız bile aynı şekilde
gülümseyin. Gülümsediğiniz her an dünyayı aydınlatırsınız. Benim için gülümser misiniz lütfen?
Nazik davrandığınız, hoşluk gösterdiğiniz her an dünyayı aydınlatırsınız. Benim için yapar mısınız
bunu lütfen?
Şarkı söylediğiniz her an dünyayı aydınlatırsınız. Benim için şarkılar söyler misiniz?
Artık her konuşmanızda sizin ışığınızın hasretini çeken şaşkınlık içindeki dünyaya aydınlık verin,
ışık katın ona. Benim için konuşur musunuz lütfen?
Dünyayı aydınlatmanız için pek çok olay vardır. Dünyayı aydınlatmayı istediğinizi biliyorum ve
kendiniz için de onun aydınlanmış olmasını istediğinizi biliyorum. Gelin onu birlikte ışığa verelim.
Gülümseyin ve söylemeye değer şeyler söyleyin. İşitilmeye değer şeyler söyleyin. Ben size
yardım edeceğim.
Dünyadaki her bir kişi sevme konusunda kendine mahsus yegane bir muktedirliğe sahiptir, lakin
herkes müşterek bir alanı paylaşmaktadır.
Bağımlılığı ardınızda bıraktığınızda sevgi ışıldar.
Biriktirdiğiniz geçmişi ardınızda bıraktığınızda sevgi ışıldar. Sevgiyi hatırladığınızda, onu vermeyi
hatırladığınızda sevgi ışıldar. Tüm dünyayı ışığa verecek bir gücünüz var sizin.
Bunu yapmaktan sizi ne alıkoyuyor bunu merak ediyorum Ben. Yıldırımlardan daha kudretli,
Süpermenden de daha kuvvetli, bir atom zerresinden de en büyük yıldızdan da daha güçlü olan
sahip olduğunuz sevginin gücüyle tüm dünyaya ve etrafınızdaki herkese ışık verebilirsiniz.
Nereden başlayacaksınız? Sadece bir yerden başlamanız gerekiyor. Nereden başlayacaksınız
peki?
Ne zaman başlayacaksınız? Neden tam şimdi bulunduğunuz noktadan, hatta kendinize
gülümseyerek başlamıyorsunuz. O ataletten silkinin ve ışığınızın hasretini çeken dünyayı
aydınlatın.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

