CENNET#2446 Endişeler neden vardır? 6 Ağustos 2007
CENNET#2446 Endişeler neden vardır? 6 Ağustos 2007
Bazen kendinizi bir yerlerden düşmüşcesine yılgın hissediyorsunuz. Fakat sevdiklerim, düşecek bir yükselti mevcut değildir. Alçaklık veya yükseklik yoktur. Kendinizi düşmüş hissettiğinizde bir hayali canlandırırsınız.
Hayatınızdaki koşullar ve hadiseler değişirler; fakat üzerinde ilerlediğiniz yol değişmez ve sağlamdır. Aşağı düşemezsiniz. Uzun mesafeler alabilir, keskin virajlardan dönebilirsiniz fakat üzerinde olduğunuz yol hep oradadır. Sadece fiziksel boyut size mani olur. Sadece fiziksel boyut buna muktedirdir.
Hayatta pek çok şeyden şikayet edersiniz. Ufacık şeylerden yakınır ve hayat bulduğunuz devasa okyanusu pek sık unutursunuz. Ve şimdi de siz denizleri aşmaktasınız, pusulanız sabit, varış noktanız kesindir. Neden zihniniz endişelerle doludur?
Endişelerin olduğu tek bir yer vardır, o da kafanızın içidir.
Lakin gemiyi idare eden kendi zihninizdir. Yüreğiniz her zaman iyi bir seyyahken, zihniniz arızalar ve umutsuzluklar yaratır. Aklınız yüreğinize baskı uygular. Yüreğinizden geri çekin aklınızı. Aklınız her zaman en önde ve gündemde olmak ister, fakat pek dengede değildir, biraz çarpıktır ve yalpalamaktadır o. Aşırı faaliyet içinde olan, düşüncelerle dolu bir zihin sizin kurtarıcınızmış gibi davranır lakin tehlikeleri kehanet eden de zihninizdir.
Zihnin önemsiz olduğunu söylemiyorum. Onun çok önemli olduğunu söylüyorum; zira zihin, yüreğinizi ikna ederek yoldan çıkarmakta, kendi yolunu ona empoze etmekte, sizin esenliğinizden ziyade kendi çıkarını düşünmektedir. Mantık sizi tekrar tekrar hayal kırıklığına uğratmaktadır. Zihninizin, yüreğinizden daha fazla söz sahibi olmasına izin vermekte bir mantık yoktur. Zihniniz yüreğinizin tepe taklak olmasına izin verir, sonra da karşına geçip kollarını göğsünde bağlayıp sanki ne yapmanız ya da neyi yapmamanız gerektiğini biliyormuşcasnına bir tebessümle onu seyreder...
Zihniniz sıklıkla şöyle düşünür: “Bunu yapmak akıl işi mi? Bunu yapmak akıllıca mı şimdi? Bırak da ben yapayım. Yürek bana tabi olsun. Sadece bir pompadır o. Kalbi çalıştıran benim. Neyin, ne zaman yapılacağını ben söylerim. Ben daha akıllıyım. Neden mi, çünkü ben devasa bir transatlantiğim, yürekse küçücük bir tekne. Yüreği ben yönlendireceğim. Yüreğin itaat etmesi gereklidir. Onun aklı yoktur. Ben onu koruyacağım. Onu yaralanmaktan ben koruyacağım. Ona güvenli bir alan sağlayacağım. Onu geri planda tutacak ve benim idaremde olmasını sağlayacağım. Ben akıllı bir yöneticiyim, kalp ise pervasız bir çocuk.”
Lakin zihniniz hangi kontrol mekanizmasının arayışında olursa olsun, ne kadar sorun çıkarırsa çıkarsın ve bunlardan dolayı istediği kadar yüreğinizi suçlasın, yüreğiniz çarpmaya devam edecektir ve sınırlı bir alanda tutulamayacak denli büyüktür o.
Açıkça söylemek gerekirse, zihniniz bir kabadayıdır. Yüreğinizin üzerine basarak pervasızca ilerler o. Zihnin duyguları yoktur ve anlayışı sınırlıdır. Onun sadece düşünceleri vardır ve düşüncelerinin devamını sağlar. Yüreğiniz Benim hizmetkarımken zihniz önceliği her zaman kendisine verir; parlak zekasını, kendi etki ve önemini birinci planda tutar. Her nasılsa zihniniz yüreğinizi kendi boyunduruğu altında tutar; taşınıp, sürüklenmeye değer bir şey olmadığı halde, geçmişin tüm yükünü yüreğinizin çekmesini sağlar. Zihin boyun eğmesi için yüreğe hernevi baskıyı uygular, fakat gerçek yerini yürek asla unutmaz. Yüreğiniz, büyülenerek dalkavuk kılığına sokulmuş, makamından olmuş bir prenstir.
Şimdi gelin ve zihninizin, Benim düşünce şeklime yönelmesi için gerekli dönüşümü sağlayın. Zihninizin başka şeyleri düşünmesi için onu teşvik edin. Zihninizin şu soruyu daha sık sorması için ona cesaret verin: “Bu durumda sevgi ne yapardı? Bu durumda sevgi nasıl bakardı?”
Sonrasında ise zihniniz, kalbi dinlemeye başlayacaktır; yüreğin atışları ve insanoğluna böylesi bir armağan olduğu için ve Bana olan sadakati için ona teşekkür etmek üzere kalbin önünde diz çökecektir o.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

