Please read the Guidelines that have been chosen to keep this forum soaring high!

CENNET#2438 Gün be gün 29 Temmuz 2007

CENNET#2438 Gün be gün 29 Temmuz 2007


Saniyelere tabi bir hayat yaşarken zamanın yol açtığı tahribattan nasıl sakınabilirsiniz ki? Saatler tik tak yapar ve bir yerde olmanız gerekir. Saatler tik tak yapar ve geri dönmeniz icabeder. Saatler dünyayı yönetiyor gibidir. Elbetteki zamanın bir parçası olacaksınız, işe zamanında ulaşacak ve çocukları okuldan zamanında alacaksınız. Lakin zamana itaat bir hürmet ve nezaket çerçevesinde cereyan edebilir.

Aynı şekilde, korktuğunuz bir ejderhaymışcasına zamanı bu kadar ciddiye almanız gereksizdir. Zamanın hükümranlığına karşın soluksuz kalmanız, kendinizi tüketmeniz gerekmez. Acele ederken de zamanı olduğu yerde bırakabilirsiniz. Zamana egemen olabilirsiniz. Onun kurbanı olmanız gerekmez.

Pek tabii ki zamanın kurallarına riayet edersiniz. Şikayetçi olmanıza rağmen zaman mevhumuna yönelik hoşunuza giden bir şeyler vardır. Onun deviniminden hoşlanırsınız. Ve belki de zamana riayet etmeyen insanlara karşı kendinizi üstün görebilirsiniz.

“Çabuk” kelimesinden kaçının. “Geç” kelimesinden kaçının. “Tam zamanında” demekten kaçının. Zamanı, size refakat eden bir dost olarak görün. Tıpkı eteklerinizden çekiştiren bir çocuk gibi zaman da size aynı şeyi yapabilir; fakat siz yine de hayatın beraberinde tasasızca ilerleyebilir, karşınıza çıkan manzaraları keyifle seyredebilirsiniz. Zamanın her daim ensenizde olması gerekmez. Zamana yönelik söz hakkınız vardır.

Hayatınızda biraz “zaman dışı” anlar olsun. Bir nevi sihirin tesiri altındaymış gibi hissettiğinizde böyle anlara sahip olur ve zamanı unutursunuz. Zaman sizi, kendi koşum takımlarıyla peşinden sürüklemektedir; buna karşın bazen zamanın sınırlayıcılığından kendinizi soyutlayabilirsiniz. Size biraz “mola” fırsatı tanıması için zamana izin verin.

Gidip çimenlerin üzerinde yuvarlanın. “Zaman dışı” faaliyetlerde bulunmak için kendinize müsaade edin. Yaşamın içinde oyalanarak gezinebilirsiniz. Beni orada bulursunuz. Koşuşturmayı bırakabilirsiniz. Zamana müsaade edin ki koşuşturmak zorunda kalmayasınız.
Zamansızlık da mevcuttur. Zaman aslında yoktur ve dünyada zamanın tümü, tamamı mevcuttur.

Güneşe, aya ve yıldızlara bakarak daha sık söyleyin zamanı. Ay kendi zamanı çerçevesinde hareket etmektedir. Işığını üzerinize yansıtmaktadır. Telaşa kapılmaz o. Acele etmez. Her şey için yeterince zaman olduğunu bilir.

Eğer zaman, ajandanız olsaydı baştan aşağı doldurmazdınız onu. Biraz boşluk bırakırdınız. Boş alanlar iyidir. Buna Zen felsefesi adını verin. Aktiviteyle tıka basa dolu olmayın. Bazen aylaklık da hoştur.

Hayatınızda, riayet etmeniz gereken randevular vardır, buna rağmen bu randevular arasında biraz boşluk da bırakabilirsiniz. Dolabınızı tıka basa doldurmaktan kaçının ve hayatınızı da tıka basa doldurmaktan kaçının. Yavaşlamayı daha sık deneyin. Zamanın üzerinize yüklediği zorlamaların ve kısıtlamaların farkında olun ve bunlardan bağımsız zamanlar yaratın kendinize. Kendi kendinizi zamanlayın.

“Yeterli zaman” ya da “sınırlı zaman” kavramlarıyla düşünmeyin artık. Bolluğun tabirleriyle düşünün. Zamanı hayatınıza uydurun. Onun üzerinde söz hakkınız vardır.

Zamandan bir gün için izin alın. Saatlerin üzerini kapatın. Saatlere bu kadar bağımlı olmanız gerekmez. Güneş varken çalışın, güneş batarken işinizi bırakın. Bir çiftçi gibi olun hayatta. Gökyüzüne bakar o.

Zamanı hava koşulları gibi farzedin. Hava koşulları her daim mevcuttur. Buna saygı duyun, lakin yine de yağmurda dışarı çıkabilir, karda yürüyebilir, güneşin altında oturabilirsiniz. Zaman özgürgür, sevdiklerim. Zamanın içinde siz de özgür olun.

Çeviren: Engin Zeyno Vural