CENNET#2410 Elinizde bir zambak olsaydı şayet
CENNET#2410 Elinizde bir zambak olsaydı şayet
Kendinizle uğraşmayı gerçekten bıraksanız sahip olduğunuz tamlığı görürdünüz. Şu andaki haliyle kendinizi geliştirmek adına, kendinizi kesip doğruyorsunuz. Yargılayıcı tutumunuz nedeniyle daha fazlasını ve daha iyisini yapmanız gerektiğine kanaat getiriyorsunuz. Dışarıya bakıyor, oradaki yargıyı görüyor ve onu kendinize mal ediyorsunuz.
Ne kadar harikulade olduğunuzun, yüreğinizin, Bizim yüreğimizin ne denli harikulade olduğunun idrakına varın artık. Kafanızı, hiç de iyi olmadığınıza yönelik düşüncelerle dolduruyorsunuz. 20 karatlık bir elmas olduğunuzdan emin olabilecekken, yoksunluklarınızdan emin oluyorsunuz. Bırakın gidereyim bu durumu, sevdiklerim. Kim olduğunuzu bilin, bu vesileyle “O” olacaksınız.
Altından bir yürek taşıdığınızı bilin. Bunu bilerek hareket edin. Altından bir yürek ne kadar erirse erisin, güçlüdür. Erimiş altın akar. Ona, akmasının söylenmesi gerekmez. Bunun ona öğretilmesi gerekmez. Sadece, önüne set çekilmemesi gerekir.
Kalbinizden bir şeyleri söküp atmaya çalışıyorsunuz; ne bunu yapmanız ne de ona fazladan bir şeyler eklemeniz gerekir. Eğer yüreğinize baskı uyguluyorsanız, sadece bu baskıyı kaldırın ortadan. Kemeriniz sıktığında onu gevşetirsiniz. Kemerinizi daha da sıkmanız gerekmez. Onu azarlamanız gerekmez. Onun kemer olma haline olanak tanırsınız sadece.
Kendinize de bir kemere muamele ettiğiniz gibi muamele edebilseniz. Olduğunuz halinize itimat edebilseniz.
Oraya buraya harcadığınız tüm o parayı, bunun yerine yoksullarla paylaşsanız? Ne kaybedersiniz ki? Herhalükarda şimdiye kadar pek çok harcama yaptınız ve bunun verdiği keyif de o kadar uzun ömürlü olmadı. İhtişamınızın farkına varmayı istiyorsanız şayet, bir şeyler bağışlayın.
Herşeyden önce de olduğunuzdan daha farklı olma ihtiyacınızı bağışlayın. Verin gitsin o; ki böylelikle Kim olduğunuzu görebilesiniz.
Bir mevhuma saplanıp kalmıştınız, çoğunlukla da yanlış bir mevhuma. Hiçbir şeyi kendinizde tutmayın. Hepsini paylaşın. İyiye gitmek, iyileşmek budur. Bir şeyleri ne kadar az kendinizde tutarsanız o denli iyileşirsiniz. Verdikçe daha mutlu olursunuz. Kendinize dair sahip olduğunuz tüm o sınırlı düşünceleri de verin gitsin. Lüzumsuz şeyleri himaye ediyorsunuz sevdiklerim. Altın diye hurda satın alıyorsunuz.
Herhalükarda zaten sürekli bir şeyleri gözden çıkarıp veriyorsunuz. Sizin ya da dünyanın sabit fikirleri yüzünden pek çok fırsatı da gözden çıkarıyorsunuz. Dünyanın yanılsamalarını yüreğinize alıyorsunuz. Yanılsama yüreğinize ait değildir, kesinlikle sizin yüreğinize, Benim size vermiş olduğum o yüreğe ait değildir o.
Ya elinizde bir zambak olsaydı şayet ve ona daha farklı olması gerektiğini söyleyip dursaydınız, olduğu halin yetersiz olduğunu söyleseydiniz ona? Daha canlı veya daha soluk renklere sahip olması gerektiğini söyleseydiniz, biran önce açması gerektiğini ya da daha sonra açması gerektiğini söyleseydiniz. Bir zambak için yapacak daha iyi şeyler olduğunu gayet iyi biliyorsunuz.
İnanılmaz bir şekilde çarpan ilahi yüreğinizdeki, büyüyen yüreğinizdeki, filizleri dışarıya uzanan ve tüm kainatı sarmalayan yüreğinizdeki bu olağanüstü zambakla da nazikçe konuşmaya başlayın artık.
Kendi kalbinizin ihtişamını ve güzelliğini idrak edin. Yüreklerin içindeki kraldır o, yüreklerin içindeki kraliçedir. Sinenize yerleştirdiğim Benim yüreğimdir o. Bunu bilmiyor muydunuz? Hangi mevsim olursa olsun, herhalükarda, herdaim çiçekler açmaktan başka ne yapabilir ki Benim yüreğim; zira Yüreğim sizinkinin içinde çarpar. Onun, hem kendisine hem de dünyaya ulvi bir farkındalıkla, ulvi bir mutlulukla hürmet etmesine olanak tanıyın.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

