CENNET#2403 Tanrının Sevgi Güneşi
CENNET#2403 Tanrının Sevgi Güneşi
Belki de dünya üzerinde size imkansız bir görev verdiğimi düşünüyorsunuz. Dış görünümlere önem veren ve ruhaniyeti küçük gören dünyada, yeni doğmuş bir bebekken bedeninizin içinde de yüce bir ruh olma halinin zorluğunu düşünüyorsunuz. Siz de bu kalabalıklarla birlikte hareket edip, ruhunuzun önemini gözardı ediyorsunuz. Lakin ruhunuzun ve onun öneminin sizde ve dünyada uyandırdığı belirsiz hissin beraberinde azametle ilerlerken, ayrılmış gibi görünen iki farklı hayat yaşıyorsunuz: Ruhsal olanı küçümser görünen fiziksel bir hayat ve rölativeteden etkilenmeyen ruhsal hayat. Bunlar, kati surette yolun iki ayrı tarafında ilerliyormuş gibi görünüyorlar.
Elbetteki ruhunuz dünyevi hayatınızı pek de ciddiye almıyor; aksi halde ruh olmazdı o. Ve siz de ruhunuzun mevcudiyetini düşündüğünüzde daha ziyade bu fikre omuz silkiyorsunuz. Sonrasında ise size, ruhsal bağlamda varolmak için, onu idrak etmek ve kucaklamak için burada olduğunuz söyleniyor. Unutmuşluk haliyle buradasınız ve size hatırlamanız söyleniyor. Bu, yarışa bir ayağı bağlı olarak katılmak gibi bir şey aslında. Hatırlamak için burada olduğunuz halde neden size bu unutmuşluk maluliyeti verildi? Nasıl da bir oyun bu?
Fiziksel dünyanın ve ruhsallığın tüm coşkusuna ve mutluluğuna neden aynı anda sahip olamıyorsunuz? Ya da en azından neden şimdi olmuyor bu?
Aynı soruyu Ben de size soruyorum. Neden şimdi değil? Neden beden ve ruh ortaya çıkıp el ele vererek, bu iki dünyayı bir bütün olarak mutlulukla ve şimdi yaşamasınlar ki? Şu anki haliyle, bu denli bağlı ve bağımlı olduğunuz fiziksel dünyadan herzaman keyif almadığınız görülüyor. Ruhsal hayatınız, kendiliğinden ona gitmeniz için sabırla beklerken, fiziksel hayatınız pençelerini derinliklerinize saplıyor. Sıklıkla, gündelik hayatınıza öfkeleniyor fakat bu görünmez ruhsal hayat fikrine de dudak büküyorsunuz.
Pek tabii ki, bir başka seviyede ruhsal hayatınıza tam bir iştirak halindesiniz. Sizi, kendi boyutundaki ruhsal bir hayata yönlendirirken de sizindir ruhunuz. Cennet katında hiçkimse “senin ruhun, benim ruhum” diye düşünmez. Ruh olma hali, Birlik mevhumu denli muğlaktır belki de sizin için. Fakat biran için bunları bir kenara bıraktığınızda ruh muhteşemdir. Çok uzak görüşlüdür o, tüm istikametleri görür ve hepsini bilir. Evet ruhunuz, muğlak bir şekilde sizin olarak nitelediğiniz bu ayrılmaz parçanız böyledir.
Bir dereceye kadar idrak edebildiğiniz bir Tek Yüce Ruh vardır. Başlıca Ruhtur bu ve genellikle Tanrı olarak adlandırılır, onun tüm büyüklüğü ve ihtişamı sizindir, onun tüm kudreti ve azameti sizindir ve sizin erişiminiz dahilindedir.
Kendinizi Güneşe maruz bıraktığınızda teniniz bronz bir renk alır aziz çocuklarım. Azar azar yaptığınızda bu çok hoştur, lakin Güneşten tüm faydayı sağlayacağınız bir nokta vardır! Güneş herzaman oradadır ve size nüfuz etmektedir. Sahilde uyuyakalırsınız ve uyanırsınız, hiçbir şey aynı görünmemektedir çünkü Birliğin içinde yanmışsınızdır artık. Güneşgözlüklerinizi çıkarabilir ve Güneşe kolaylıkla bakabilirsiniz. Güneşin çevresindeki herşeyi görebilir, herşeyin ve herkesin Güneşin altında nasıl da mükemmelen yerli yerinde olduğunu farkedebilirsiniz. Mazi ortadan kaybolmuştur. Algılanmakta olan mevcut dünya Cennet haline gelmiştir. Sizin bilincinizden başka nerededir ki Cennet? Hiçbirşeyi kendi dışında bırakmayan bilinçten başka nerededir o?
Bilincin tüm bu alametlerine sevgi diyebiliriz. Güneşin yansıyan bilincidir bu. Göremeseniz de herzaman bulunduğunuz yerdir burası. Sevgimin Güneşinden ayrı düşmek imkansızdır. Sadece uyku halindeyken bunun rüyasını görebilirsiniz. Ve artık, uyanmış haldesiniz, nerede olduğunuzu biliyorsunuz, Kim olduğunuzu biliyorsunuz. Şimdi ihtişamı tanıyorsunuz.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

