CENNET#2337 Farklılıkların olması ne fark eder ki?
CENNET#2337 Farklılıkların olması ne fark eder ki?
Bir yerde bir çatışma varsa, bu herdaim yanlış anlamadan kaynaklanmaktadır. Yanlış anlama durumu olmasa çatışma da olmaz. Sadece farklılıklar sözkonusu olur. Ve farklılıklar da herzaman mevcuttur. Farklılıların olması çok da büyük bir mesele değilidir. Farklılıkların olması ne fark eder ki? Bir insan uzun boyluyken diğeri de kısa olabilir. Birisi bir filmi çok sever, diğeri ise aynı filmi hiç beğenmeyebilir. Biri Fransızca konuşur, diğeri Portekizce. Birinin gözleri kahverengidir, bir diğerinin ki ise mavi. Lakin gözlerin ne renk olduğu bir şeyi değiştirmez; gözler biribirleri ile buluştuğunda ruhu görürler ve bu da çok hoştur. Gözlerin buluşması murad edilmiştir. Derinlere bakmaları ve orada bulunan okyanusu görmeleri murad edilmiştir. Kahverenginin ve mavinin altındakini görün. Renklerin ötesini görün. Renksizliği görün. Ruhun berraklığındaki renkliliğin de, renksizliğin de keyfine varın.
Çatışmaların beraberinde, farklılıklar devleşir. Gittikçe büyür ve şiddetlenir bu durum. Gözler başka yönlere yönelir. Nasıl da acayiptir bu hal.
Farklılıklardan daha harikulade ne olabilir ki? Aynılığın yerine kim onların arayışında olmaz ki? Kim ister ki farklılıkları yeryüzünden söküp atmayı? Ben değil. Ben kutsarım onları. Hepsini aynı şekilde besleyip gözetirim.
Ben derim ki: Bir kenara bırakılsın farklılıklar. Hesabı tutulmasın onların. Ya da harikulade birer bağış olarak hesabı tutulsun onların. Farklılıklar, yürekleri biribirlerine bağlasın; onların bolluğu , muhteşemliği ve özel olma halleri çok ama çok sevilsin.
Aynı şekilde derim ki Ben: Bırakın farklılıklardan keyif alınsın ve görünmez olsun onlar. Yürek birliği görünen olsun. Evrensellik yücelsin. Tüm farklılıklar zaten oldukları gibi küçük birer detay olarak kalsın. Sizi körleştirdiğinden dolayıdır ki kaldırın sınırları. İndirin dikenli telleri. Size sadece ayrılmışlık yanılsamasını temin edebilir onlar.
Farklılıkları anlaşmazlık haline getirmek, bir farkı diğerinden üstün görmek nasıl da bir enerji ve zaman kaybıdır.
Bir çorba yaptığınızda, içindeki her şeydir o çorbaya tat katan. Kim papateslerin havuçlardan daha önemli olduğunu iddia edebilir ki? Harikulade bir çorbanın içindeki hangi besini çıkarırdınız ondan? Bırakın tüm tatlar onun içinde kalsın. Çorbanın zenginliğine sadece katkı sağlar onlar.
Tüm yüzeysel farklılıkları şevkatle kucaklar mısınız lütfen ve yüreğinizde erimelerine izin verir misiniz?
Bir diğerini Benim sizi sevdiğim gibi sevemez misiniz? Hanginiz daha fazla ya da daha azsınız? Benim gözümde değil. Benim iradem dahilinde değil. Hepinize gülümserim Ben. Hepiniz Benim tek bir çocuğumsunuz. Sarışın ya da esmer, Benimsiniz. Bunların hiç önemi yok, Benimsiniz ve Benim mutluluğumsunuz. Bana bu denli mutluluk veren bir şeye kim sevgi duymaz ki? Bir çocuğuma nezaketle yaklaşıp diğerine bu nezaketi göstermemeniz Benim anlayış sınırlarımın da dışında. Buna akıl erdiremem Ben.
Benim diktiğim çiçeklere bakın. Gülleri sevin, papatyaları sevin. Ve bir gülseniz eğer, papatyaları sevin, nergisleri sevin. Onlar da çiçektir. Onlar olmaksızın mahrum kalırdı dünya. Papatyalar ve nergisler olmadan kim mutsuz olmazdı ki? Kim sadece güllerin mevcut olmasını isterdi? O yürekli karahindibaları dahi özlerdiniz. Tıpkı her bir İnsanın olduğu gibi, her bir çiçek de kainattaki bir amaca hizmet eder. Tanrının kainatındaki hiçbir çiçeği bertaraf etmek için aceleci olmayın. İnsanoğlunun zihninde mevcut olanın dışında bir hiyerarşi yoktur. Aksi halde hiyerarşi varolamazdı.
Meleklerin arasında bir hiyerarşi olduğuna dahi inanmayın. İnsanoğlu bu tip izahlardan hoşlanır. Cennette ise birinci ya da sonuncu yoktur. Tıpkı Cennetteki ve Yeryüzündeki her bir ruh gibi, onların hepsi de Benim gözde meleklerim ve gözde çiçeklerimdir. Daha geniş bir bakış açısıyla yaklaşın ki sevdiklerim, kainatın nabzını hissedebilesiniz ve sevginin omuzlarında yükselebilesiniz.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

