HEAVEN #3786 Aydınlanmayı Dünyaya Bahşedeceğiniz Bir Armağan Olarak Arzu Edin
Tanrı dedi ki:
Birbirimizin yerini alabiliriz Biz. Ancak siz kendiniz olmaktan ziyade Ben olmayı istersiniz. Ben sizim; ama tamlık içindeyim. Sizse hala oluşumunuzu tamamlıyorsunuz. Farkındalığınızı tamamlıyorsunuz. Eksik olan tek şey ise farkındalık. Düşüncelerden bahsetmiyorum. Kastettiğim şey farkındalık.
Düşünceler o kadar çoktur ki; adeta ağaçlarda yetişirler. Düşünceler birbiri ardınca hızlı hızlı ve yığınlar halinde gelirler. Farkındalığınız ise azar azar ortaya çıkar. Gelir, geri çekilir ve tekrar gelir. Ancak her daim geçerli bir farkındalığı da kazanacaksınız.
Farkında olun çünkü bunu sizden Ben istiyorum. Dünyayı yükseklere taşıyabilmek için farkında olun. Farkındalığı dünyaya bahşedeceğiniz bir armağan olarak arzu edin.
Sadece kendiniz için istediğiniz her şey farkındalığın gerisinde kalır. Kendiniz için istediğiniz aydınlanma, aydınlanma değildir. Farkındalık kazandığınız zaman, farkında bir hale geldiğiniz zaman da farkındasınızdır işte. Uyandığınızı, gözünüzün açıldığını söylemeyin. Bunu kendinizden başka hiç kimsenin bilmesi gerekmez. Farkındalık sadece sizin için değildir; ama uyandığınızı, aydınlandığınızı ya da farkındalık kazandığınızı da ilan etmeyin. Bu kendinizde tutacağınız bir şeydir.
Aydınlanmışlığın farkındalığına sahip olduğunuzda bunu ilan etmenin ihtiyacı da olmaz zaten. Bunun hakkında düşünme ihtiyacı olmaz.
Tabii ki herkesin aydınlanmış olduğu ancak bunu bilmedikleri gibi bir kanaat de vardır. Aydınlandığınızı bilmemek bir filmi izlerken uyumak gibidir. Sinemadasınızdır. Film oynuyordur ama siz uyanık değilsinizdir. Tüm film boyunca uyuduğunuzu ilan etmeniz gerekmediği gibi uyanık olduğunuzu da söylemenizin bir gereği yoktur.
Aydınlanma sizin sandığınız gibi bir nihayet değildir. Bir neticedir. Sizin yapacağınız bir değerlendirmedir o. Bir ödül ya da mükafat değildir. Bir edinim değildir. Kendinize itibar yaratacağınız bir şey değildir. Madalya değildir. Sizin bulunduğunuz yerdir o.
Yolda giderken şöyle demezsiniz: “Şimdi sokağın köşesindeyim. Şimdi 3.Sokağın başındayım. Şimdi şuradayım, buradayım.” Dünyadayken her zaman bir yerdesinizdir.
İdrakında olduğunuz yoksunluklarınızı ilan etmenin bir gereği olmadığı gibi algıladığınız ilerlemeleri ilan etmenizin de bir gereği yoktur.
Bir zamanlar ikinci sınıftaydınız, şimdi üçüncü ya da dördüncü sınıftasınızdır ya da mezun olmuşsunuzudur. Bu aşama aşama bir ilerlemedir. Kademelidir. Ya da peşinde olduğunuz atılım aniden, bir kerede geliverir.
Ancak nihai bir varış yoktur. Her zaman devam eden bir varma hali mevcuttur. Her zaman yaklaşırsınız. Size “ilerle” diyen işaretleri atlamaz, hep devam edersiniz. Ya da bunları aşarsanız eğer, bu son derece tabiidir ve zaten bir şey söylemenin de gereği yoktur.
Dünyadaki en aydınlanmış insan bile olsanız bunu ilan etmenin gereği yoktur. “Hey, bakın. Kazandım!” demenin bir gereği yoktur.
Kibir aydınlanmanın yanına bile yaklaşamaz. Onun alanının tamamen dışındadır. Mutluluk aydınlanmadır, ona ulaştığınızı söylemek değil.
Çocukken bölme işlemini öğrendiğiniz zaman bunu öğrendiğinizi birilerine söylemek sizin için önemlidir. Ancak bölme işlemi söylemek dahilinde olan bir şey değildir.
Bilinç durumunuzun reklamını yapmanın bir gereği yoktur. Onu olmanın gereği vardır. Onu yansıtmanızın, ışınım halinde yaymanızın gereği vardır. Yapmanız gereken tek şey budur. Ortaya koyduğunuz ışınımı ise hiçbir şey engelleyemez. Bilinç haliniz ne olursa olsun onu ortaya koyar, onu yayarsınız.
Çeviren: Engin Zeyno Vural