CENNET#2223 Aralık 26, 2006 Romanya’daki Sinaia Dağında kaleme alınmıştır.)
Bir ağacın pek çok yaprağı vardır. Bir asmanın üzerinde salkımlarca üzüm yetişir. Bir dalın üzerinde pek çok tomurcuk açar. Lakin her bir yaprak, üzüm ve çiçek içlerinde taşırlar bütünü.
Pek çoğu Benim kalbimden filizlenen çiçeklerdir lakin her bir filiz içinde taşır bütünü. Benim sevgimin tohumlarından yayılır sevgi. Benim yüreğimdeki iplikçiklerden, kendi sarmalını oluşturur DNA.
İlahi Sevgiden hayat bularak yeryüzüne yayılmış olan Dünyanın Çocukları unutmuşlardır miraslarını. İnsan adı verilen daha değersiz varlıklar olduklarını düşünmektedir onlar. Unutmuşlardır İnsan olduklarını. İlahi Sevgiden yaratılmış olduklarını unutmuşlardır; unutmuşlardır İlahi Sevginin kendisi olduklarını. “Sadece” kelimesini öğrenmiş ve sadece insan olduklarını düşünmüşlerdir. Kendilerinin Hakiki Suretlerini kesip çıkarmış ve bir animasyona dahil olmuşlardır. Alel acele özensizce çiziktirmişlerdir kendilerini Dünya üzerine. Küçüklük uğruna vazgeçmişlerdir Büyüklükten. Ne sağlıksız bir değiş tokuştur bu. Başka seçeneklerinin olmadığını düşünmüşlerdir şuursuz ve dağılmış bir halde. Her nevi seçeneğin mümkün olduğunu bilmeksizin.
Bir vahanın tam ortasındayken bir çölde olduklarını düşünmüşlerdir. Akılları onlara, çorak bir çölün ortasında olduklarını söylemiştir. Bir çöl hayalinin içinde yaşamışlardır. Kalplerine nasıl su vereceklerini bilememişlerdir. Güneşe çıkarmaktan ziyade karanlıkta tutmuşlardır kalplerini. Sevgi güneşinin yakıp kavurduğunu düşünmüşlerdir. Korkmuşlardır güneş yanıklarından. Unutmuşlardır sevginin gölgeye ihtiyacının olmadığını. Unutmuşlardır sevginin güneşte büyüdüğünü ve gölgede kuruyup solduğunu. İnançlarından dolayı yanmıştır gözleri. Razı olmuşlardır inançlarına. Aziz tutmuşlardır onları. Budur Dünyanın kendisini hipnotize ettiği komplo teorisi. Ben ortaya atmamıştım herhangi bir teoriyi. Siz kabul ettiniz söylentileri, Siz satın aldınız bu hikayeleri. Siz kandırıldınız. Kendinizi kandırdınız.
Haklarınızdan siz alıkoydunuz kendinizi. Cennetteki ve Dünyadaki tüm sevginin tapusuna sahip olduklarını bilmeyen toprak sahipleriydiniz sizler. İmtiyaz sahibiydiniz ve farkında değildiniz bunun. Yüreklere sunulmak için hazır bekleyen harikulade çiçeklerle dolu bereketli topraklarda yaşarken çorak bir arazide yaşadığınızı düşünmüştünüz. Çiçekler hazırdı. Siz hazır değildiniz. Bayılabilirdiniz çiçeklerin güzelliği karşısında ve farkedebilirdiniz onların varlığını. Sularını akıtan üzümlerin fışkırdığı asmalar vardı her yanda ve susuzdu insanlar.
Tüm bu ihtişama sahipken görmediniz siz. Tam önünüzde ve içinizde olanları kaçırdınız çünkü görmediniz bunları. Görmediniz nelerle çevrili ve nelerle dolu olduğunuzu.
Eğreti olarak dahil oldunuz hayata ve “İğrenç” dediniz ona. Yüreğinizi daraltan inançlarla şekillendirilmiş olan dünyaya yan gözle baktınız. Suyu olmayan kurumuş düşüncelerdi onlar lakin taraftar oldunuz onlara. Rakamlarla, istatistiklerle ispat dahi ettiniz bunları. Bolluk içindeyken “Yok” diye bağırdınız. “Hüsran” diye yakındınız.
Suçlar icat edip bunları soruşturdunuz. Ayıplayan tavırlarla utancı aşikar kıldınız. Saklanmaya devam ettiniz.
Seslendim size, “Çıkın dışarı. Nerede olduğunuzu sanıyorsanız çıkın oradan dışarıya. Dışarı çıkın ve oynayın Benimle. Daha önce hiç görmediğiniz yerleri göstereceğim size. Yüreğinizdeki sevgiyi ve onu nasıl ifade edeceğinizi göstereceğim size. Bir sevgi seli başlatacağız sizinle. Dağlardan aşağı çağlayacağım Ben ve vadileri dolduracağım. Toprak doyacak sevgiye ve sevginin mahsülleri yetişecek onda. Gökyüzüne erişecek sevgi. Ayaklarınıza serecek Cenneti. Bir kenara bırakacaksınız eski düşünceleri ve başlayacaksınız, başlayacaksınız yüreğinizi dolduran sevginin yoğunluğunu hissetmeye. Benim sevgimin taşıyıcısı olacaksınız memnuniyetle ve böylelikle verdiğiniz mutluluk geri dönecek size. Böyle olacak bu. Tüm ihtişamı ile sevgi Yeryüzüne geri dönecek ve hiçbir şey onu durdurmayacak. Sadece onu vermek olacak.”
Çeviren: Engin Zeyno Vural