Heaven #3705 Hayatın akıl sır ermez, anlaşılmaz hali
Tanrı dedi ki:
Olayların akışı akıl sır ermez, derin bir yapıdadır. İnsanların davranışları ve eylemleri de öyledir. Hayata verilen yanıtlar ve izlenen rotalar akıl sır ermez, derin yapıdadır. Hayat da öyledir.
Öte yandan hayatın bu akıl almaz yapısını anlamaya yönelik tüm o çabaları, mantık yürütmeleri ve kalp ağrılarını tasavvur edin bir.
Hayatın anlaşılmazlığı yeğlenseydi şayet, buna kabul gösterilseydi dünya arkasına yaslanıp maceranın tadını çıkarmak için daha iyi bir şansa sahip olmaz mıydı peki? Siz de böylesi bir şansa sahip olmaz mıydınız?
Hayatın akıl sır ermez bir şey olduğunun, derin ve anlaşılmaz bir yapıda geliştiğinin, bunun da iyi ve hayırlı olduğunun ve hayatın illa ki anlaşılması gerekmediğinin size daha küçük yaşlardayken öğretildiğini farz edin. Tarih, eonlarca yıl kısalmış ourdu. Sorular silinip giderdi.
Hayatın kavranılmazlığı, anlaşılmazlığı bir gizem değildir, lakin Benim çocuklarım anlaşılmaz, kavranılmaz olanı her gün deşmekte, onu merak etmektedirler. “Neden, ahhh neden?” en sık sorulan sorudur; öncesinde yada sonrasında ise bu sorunun “Bu nasıl olabilir?” çeşitlemesi gelmektedir.
Anlamak zorunluluğunu bir kenara bırakın, böylelikle işleri de oluruna bırakacak ve gevşeyeceksiniz.
Fakat hayatı anlama arzusu güçlüdür ve dolayısıyla insan aklının keşfetmiş olduğu bilim dallarına ve olağanüstü buluşlara sahip durumdayız. Hayat da kendisini anlamak istemektedir. Anlaşılmaz olanı anlamanın, kavramanın peşindesiniz sizler. Görünürde asla yakalayamayacağı bir tavşanın peşine düşmüş olan tazısınız. Bir soru diğerini doğuruyor. Her zaman cevaplanacak daha fazla soru ve daha fazla cevap var.
Sorular ve yanıtlar siz onlara ihtiyaç duyduğunuz mühletçe etrafta olacaklar. Sorular sizin bilinç seviyenize göre olacak ve bazen de bunlar bilinç düzeyinizi aşacaklar.
Sorularınız oldukça bunları soracaksınız. Bunu yapmalısınız da çünkü sorular sizin için birer sokak lambası gibi. Onları ölçüp biçer, kafanızda planlarsınız. Onlarla adeta güreş yaparsınız. Cevapları bulamasanız bile cevapları sorgulama süreci bile sizin için bir şeydir.
Göreli dünyada doğru cevaplar veya yanlış cevaplar vardır. Beş artı beş on eder ve dünyada değişmez bir şeydir bu. Tahminler bile genellikle değişmezdir dünyada. Kanunlar yapılır ve bunlara riayet edilmelidir. Hakimler karar veriler. Bir şeyler takip edilmektedir.
Bilincinize göre sorular değerlidir. Böyle de olmalıdır. Soru sorma, sorgulama süreci büyük bir amaca hizmet eder; lakin cevaplar sadece yorumlardan, izahlardan ibarettir.
Böyle bile olsa soracak hiçbir sorunuz olmadığı bir zaman gelir; zaten soru soracak da kim vardır ki?
Dünyayı sevgi doldurduğunda, her şey hayırlı ve iyi olduğunda soruların ve sorgulamamanın olmaması yerindedir, iyidir çünkü sadece Tek Bir Realiteyi bilirsiniz. Işığı görmüşsünüzdür ve onunla dolusunuzdur. “Artık niye soru sormuyorum ki?” diye bile sormazsınız. Rezonansınız bir başka seviyede, bir başka vibrasyon düzeyindedir ve sorular buna denk değildir artık; etere, havaya karışıp gitmiştir onlar. Sorular fark edilir, görülür bir durumda değildir sadece.
Bu tam olarak, ‘yanıtı biliyorsunuz,’ gibi bir durum değildir. Sadece sorularınız yoktur. Avucunuzun içinde Hakikat vardır.
Soruların ve yanıtların size vermesini çok istediğiniz Tamlığa ve Bütünlüğe sahipsinizdir. Birlik seviyesinde Bir’sinizdir.
Soru sormamanın kıymeti nedeniyle elbette ki soru sormayı bırakmanız gerekmiyor. Sorgularken, kendinize kendi sorularınızı sormalısınız. Öte yandan yüreğinizin ve Varlığınızın doluluğu, tamlığı dahilinde artık soracak sorunuz kalmadığında da sorular ortaya çıkmayacak cevaplar aranmayacaktır. Neden’ler, niçin’ler olmayacaktır artık. Varlık olacaktır, Varoluş olacaktır. Varoluş hali sorular sormaz.
Bu arada tabii ki sorularınızı saçın etrafa. Onlar her halükarda ve kaçınılmaz olarak sizi Bana yönlendirecekler.
Çeviren: Engin Zeyno Vural