Heaven #3731 Eğer Tanrı olsaydınız
Tanrı dedi ki:
Bir fikre sahip olduğunuzda o yönde harekete geçin. En azından fikirlerinizi gözden çıkarmak konusunda aceleci olmayın. Onlara bir şans tanıyın.
Yeni fikirler kabul edilip benimseninceye kadar her zaman için ihtimal dışı ve inanılmaz gelirler.
Bazen birisi için hoş bir şey yapmayı düşünür ve bu fikri bir şekilde ekarte edersiniz. Bunun aptalca olacağını düşünmeye başlarsınız. İşin aslı, gün boyunca sahip olduğunuz en faydalı düşünce bu olabilir pek ala. Bir iyilik yapmak, nezaket göstermek her zaman için doğru şeydir.
Bunu yapacağınız kişinin sizi tuhaf bulacağını düşünebilirsiniz. İyilik yapmak istediğiniz kişinin ne düşüneceğine bağlı olarak bu yönde hareket etmezsiniz. İyilik yaparsınız, nazik bir jestte bulunursunuz çünkü bunu yapmanızı sizden Ben istemişimdir. Birisi için sıra dışı bir şey yapmanız yönündeki bir fikre uyandırmışımdır sizi. Şimdi sizi şu gerçeğe uyandırıyorum Ben: Eğer bir şeyi düşünüyorsunuz, size bunu eyleme dönüştürmek düşer. Kendinizi içine sıkıştırdığınız o gündelik mengenenin dışına çıkın. Farklı bir şey yapın. Daha önce hiç yapmadığınız bir şey yapın. Hakikatinizle kendinizi hayrete düşürün. Kendinizi, başkalarını kutsayarak kutsayın. Bu sizin doğuştan gelen en doğal hakkınızdır. Edilgen kalmamak, sürüncemede olmamak en doğal hakkınızdır.
Işığınızı yakın artık. Aradığınız şey bir spot ışığı değil. Elde ettiğiniz şey bir spot ışığı değil. Olduğunuz ışıl ışıl, aydınlık varlığın görülmesini sağlıyorsunuz sadece. Şu sevgi düğmesini açın ve onu açık bırakın. Bir daha çevirmeyin. Bırakın ışığınız yanık kalsın. Bir süre sonra, şimdi size göründüğü denli uzak gelmeyecektir o.
Başkalarını mutlu etmeye alışın ve neticede de kendinizi.
Eğer Tanrı olsaydınız ve herkes de çocuğunuz olsaydı neler yapardınız, bunları nasıl gerçekleştirirdiniz?
Eğer dünyadaki herkesin hamisi, hayırseveri olsaydınız neler düşünüyor olurdunuz?
Neden yaratılmış olduğunuzu ve Yeryüzünde niçin bulunduğunuzu gerçekten kabul edebilseniz nasıl da farklı olurdunuz. Öyleyse neden şimdi bu farklılığı sahiplenmiyorsunuz? Kaçınılmaz olanı ertelemekte bir gelecek yoktur. Kaçınılmaz olan sizin mutluluk vermenizdir. Ne denli mutluluk verirseniz, o denli mutlu olursunuz.
Siz meseleyi tersinden alıyor, arabayı atın arkasına değil önüne bağlıyordunuz. Sevgiyi vermek size düşerken siz sevgi almanın arayışı içindeydiniz. Bundan açık daha nasıl söyleyeyim ki?
Bu kendinizi feda edin demek değildir. Herkes sizden önce gelir demek değildir. Başkalarında kendinizi de görmenizdir sadece. Bir sömürü unsuru değilsiniz. Diğerleri üzerinizde hakimiyet kurmuyor. Siz kendi kendinizin hakimisiniz, kendinizi siz yönetiyorsunuz. Birisine bir lokma verdiğinizi düşünebilirsiniz. Birisine bir hediye verdiğinizi düşünebilirsiniz. Kendinize bir lokma veriyorsunuz. Kendinize bir hediye veriyorsunuz. Verdiğiniz iyilik ve nezaket hediyesi sonraki doğal adımdır. Kendinizden vazgeçmiyorsunuz. Kendinizi bahşediyorsunuz.
Bazen de nezaketinizin içeriği itici bulduğunuz insanların bunu bilmek zorunda kalmamaları şeklinde biçimlenebilir. Onların en iyi arkadaşı olmak zorunda değilsiniz ki. Üzerlerine biraz ışık tutabilirsiniz sadece. Hepsi bu.
Yüreğiniz bazı insanlar için dolup taştığı zamanlarda da kendinizi baskılamayın. Kendinizi rahatlatın, aydınlatın. Sevmek sizin için tabii olandır. Bir şeyleri telafi etmeye çalışmıyorsunuz. Puan toplamaya çalışmıyorsunuz. Sizi esir eden o kelepçelerden kurtulduğunuz zaman gerçekten Kendisi olan bir varlıksınız sadece, o kadar.
Çeviren: Engin Zeyno Vural