CENNET#1895 Tüm bir Geçmiş Ocak 29, 2006
Tanrı dedi ki:
Sevdiklerim, geçmişi ilk ve son kez serbest bırakır mısınız? Tüm söylenmiş ve yapılmış olanlar, tüm söylenmemiş ve yapılmamış olanlar ayak bileklerinizdeki zincirlerdir. İptalini yapamazsınız, yeniden düzenleyemezsiniz. Geçmişte yazılmış olan bir kelimeyi yeniden yazamazsınız. Artk varolmayan bir zamandaki o kırılgan ana geri dönüp düzeltmeler yapamazsınız. Tırnak içine alıp bir cümle yerleştiremezsiniz. Geçmişi değiştiremezsiniz çünki o yoktur artık. Asla gerçekten varolmamıştı. O, içinde bir süreliğine yaşamış olduğunuz bir kurmaca hayaldi.
Bunun için eğilerek bir selamlayın geçmişi. Ona hoşcakal diyerek el sallayın. Yaptığı katkıdan dolayı şükranlarınızı sunun ona. Yapılan her yanlış ve yapılmayan her doğru, yaşam sayfanızın sınırlarındaki yazılardı sadece, veya yırtılıveren bir sayfa, veya atlanılan bir yaprak. Kendinize atfettiğiniz meziyet ve kusurları serbest bırakın. Tecrübesizdiniz ve şimdi daha akıllısınız. Öyleyse daha da akıllı olun. Geçmişi tırmıkla eşeleyip yüzeye çıkarmaktan, onu yeniden yaşamayı hayal etmekten daha iyisini akıl edin.
Ona ve onunla ilgili hislerinize hoşca kal deyin. Geçmişi bu günden özgür kılın. Bırakın gitsin. Tüm geçmiş sizin hayal ettiğiniz bir şeydi. O şimdi mevcut değil. Ki o zaman da gerçekten mevcut olmamıştı. Oh, evet, şu ve bu kayıtlara geçirilebilir, ancak hepsi rüzgara kapılıp savrulmuştur onların, böyle olduğu halde hala geçmişte yaşıyorsunuz. Onu şimdi içinde seyahat ettiğiniz bir tekneymiş gibi düşünüyorsunuz.
Şimdi siz yepyeni sulardasınız. Sudaki yansımanız eskiden olduğundan farklıdır şimdi. Geçmişin tümü sadece bir düşüncedir. Hakikaten, düşünce onun ibaret olduğuydu her daim. Günlük yaşamda pek çok şeyi unutan sizler, geçmişi bırakamaz mısınız? Eski bir kanodur o. Süre giderken iyiydi o veya kötüydü, ancak geçmişin hala devam etmesi gerekmez.
Bebeklik giysilerinizi bırakmıştınız. Mezuniyet giysinizi ve yarışma ödüllerinizi bırakmıştınız. Zihninizin hangi bölmesinde durması gerekiyor ki onların hala?
Bir zamanlar kullanmış olduğunuz o biçimli arabayı bırakabilmiştiniz. Onun şimdi nerede olduğunu bilmiyorsunuz veya herhangi bir yerde hala varolup olmadığını. Buna rağmen hala zihninizdeki garajda tutuyorsunuz onu. Çok fazla yer işgal ediyor. Yolunuzu kaplıyor o.
Geçmişin düşüncesi sizi hüzünlü kılar ve dalgın ve kızgın ve umutsuz ve özlem dolu. Zamanında yeterince hızlı kaçamadığınız geçmiş için şimdi özlem duyuyorsunuz. Ve şimdi geçmişi cam bir fanusa koyuyor, onun bir çeşit müzesini kuruyorsunuz. Geçmişin mumyacısı olmaya ne vakit karar verdiniz?
Geçmişe yönelik düşünce yığınlarınızı bir sala yükleyin. Beyaz bir bayrak da koyun üzerine ve bırakın zihninizin sazlıklarından yüzerek gitsin o sal. Sal bir kere işinizi görmüştü. Bir kere daha işinizi görmüştü. Lakin artık size hizmet etmiyor o.
Geçmişe tutunup kalarak kendinize bayatlamış yemekler sunuyorsunuz. Geçmiş için hasret çekiyor ve umutsuzluğa kapılıyorsunuz. Onun gençliğiniz olduğunu söylüyorsunuz. Onun sizin için çok kıymetli olduğunu söylüyorsunuz. Bırakın kendiniz, sizin için çok kıymetli olsun. Bırakın şu anda olduğunuz İnsan sizin için çok kıymetli olsun. Geçmişte yitip giderek kendinizden vaz geçiyorsunuz.
Siz şu anda kendi kendinizin çocuğusunuz, bakılıp gözetilecek. Yaşınızın önemi yok, bu sizin gençliğiniz şimdi. Geçtiğiniz yolların ve köprülerin yerini yenileri aldı önünüzde. Aynı anda hem ileriye hem geriye yürüyemezsiniz.
Bırakın eski erzak çantanızı ve yeni piknik sepetinizin başına oturun şimdi.
Çeviren: Engin Zeyno Vural